HuzurForuM.NeT
Tarih: 01-06-2009, 01:25 PM Sitemize Hoşgeldiniz. (Oturum Aç — Kayıt Ol)
Siteye Üye Girişi Yaptığınız Halde Sitede Konu Açarken, Cevap Yazarken,  Üye Girişi Yapmamış Olarak Görünüyorsanız Buraya Tıkladıktan Sonra Tekrar Üye Girişi Yapınız
Forumda Daha Hızlı ve Sorunsuz Gezebilmeniz İçin Mozilla Firefox Kullanmanızı Tavsiye Ederiz, Buraya Tıklayarak İndirebilirsiniz

Portal | Arama | Üye Listesi Takvim| Yardım
  • Eğitim Kitapları
    • Adab-ı Muaşeret
    • Çocuk Eğitimi
    • Resimli Namaz Hocası
  • İslam Tarihi
    • Peygamber Efendimizin Örnek Hayatı
    • Sevgili Peygamberim
    • Ashab-ı Kiram'ın Hayatından Örnekler
    • Muhtasar İslam Târihi-Siyer-İ Nebi-Peygamber Efendimiz'in Hayâtı
    • Muhtasar Osmanlı Tarihi
  • Kur'an-Hadis-Tefsir Dua
    • Kur-an-ı Kerim Oku-Dinle
    • Kuran'ı Kerim Tefsiri-Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır
    • Kütübü Sitte
    • Mübarek Gün ve Gecelerde Yapılması Tavsiye Edilen dua ve ibadetler
  • Diğer Kitaplar
    • Kıymetsiz Yazılar
    • Aile Saadeti
    • Ateizm
    • İstemenin Esrarı - Dr. Muhammed Bozdağ
    • Yahudiliğin Gerçek Yüzü
    • Zulmün Tarihi
    • Yaşayan Hurafeler
  • Sözlükler
    • Dini Sözlük
    • Osmanlıca-Türkçe Sözlük
    • Kütübü Sitte



HuzurForuM.NeT / Dini Konular / Genel İslami Konular / Hidayet Güneşi / Bir Hidâyet Öyküsü

Mesaj Önizleme 
 
Konuyu Değerlendir
  • 2 Oy - 2.5 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Normal Mod | Çizgisel Mod
Bir Hidâyet Öyküsü
12-08-2006, 03:40 PM
Mesaj: #1
*ALEmDAR* Uzakta
@Yorgun Savaşçı@
********
Site Kurucusu
Mesajlar: 3,405
Katılım: Apr 2006
Karma Puanı: 1852
Bir Hidâyet Öyküsü
Yerin derinliklerinde gömülü, taşlaşmış olan bir cevher, hünerli eller tarafından çıkarılıp işlenmeyi bekler. "Nefs" denilen, "dipsiz kuyunun içindeki rûh" çırpınıp durmaktadır. Onda da gömülü bir cevher vardır ki bu, Allâh'ın insanlara hidâyet bahşettiği "Hâdî" esmâsıdır. Yükselip yükselip en zirvede ışıklarını saçan bir güneş gibi; Hâdî esmâsı da, takdir edilen bir vakitte gömülü kaldığı derinliklerden yükselip kalb semâlarını aydınlatır.


İşte o nasipli kullardan biri…


İsmi Carol, Amerikalı...


Hidâyeti için takdir edilen vakit, 90'lı yıllar. Hidâyete varış hikâyesini kendisinden dinleyelim:


Düşünmeye başladığım ilk zamanlardan bu yana Hristiyanlık beni hiç tatmin etmiyordu. Hele bu dinin İsa -aleyhisselâm-'ın Allâh'ın oğlu olduğu şeklindeki akîdesini aslâ benimseyemedim.


İlkokul üçüncü sınıfta bir Yahûdi arkadaşım vardı. Dîni beni çok etkilemişti. Yaptığımız sohbetlerde "onun da, benim de ilâhımız olan Allâh'ın eşşiz kudreti" karşısında büyülenmiştim.


İlköğretim, lise ve üniversite boyunca Yahûdiliği araştırdım. Ve Yahûdilik dersleri almaya başladım. Bu dinin, Allâh hakkında inanmak istediğim şekline çok yakın olduğunu anladım ve nihayet Yahûdi olmaya karar verdim. Muhâfazakâr bir hahamla görüştüm. Fakat haham, beni bu teşebbüsümden alıkoymaya çalıştı. Ne kadar ısrar etsem de kabul etmedi. Çok üzülmüştüm.


Bir süre sonra başka bir Sinagog'da, başka bir hahamla konuşup Yahûdiliğe girmek istediğimi söyledim. Haham:

"-O kadar istiyorsan Yahûdiliğe geçebilirsin, ancak öteki Yahûdiler, seni aslâ bir Yahûdi olarak görmezler." dedi.

Bu olanlardan sonra, yahudiliğe karşı tüm hevesim kırılmıştı.


Başka dinleri araştırmaya başladım. Sırasıyla Budizm'i ve Amerikan yerlilerinin maneviyâtını inceledim. Önceki arayışlarım gibi hiçbir yere varamıyordum. Ve sonunda içimdeki "müteâl ve kudreti sonsuz Allâh" inancıyla yetinmeye karar verdim.

Evlenmeye karar verdiğim insanla karşılaşana kadar, İslâm'ı bir din olarak araştırma ihtiyacı hissetmemiştim. Çünkü İslâm'ı, ortaçağda kalmış, hep kan döken, insanlara huzurdan çok savaş vaad eden bir din olarak duymuştum ve doğrusu hiç dikkatimi çekmemişti.

Müstakbel kocamla ilk tanıştığımda, onun müslüman olduğunu öğrenince şaşırıp kalmıştım. Kaba ve câhil olduklarını düşündüğüm için, espri yeteneğini, hayata dâir düşüncelerini ve derin bilgisini gördükçe hayrete düştüm. İslâm'la aramdaki buz dağları bu ilk tanışmayla biraz erimişti. Böylelikle bu dîni daha iyi tanımak için incelemem gerektiğine karar verdim.

Günler günleri, aylar ayları kovalıyor, araştırma yaptıkça İslâm'ın "hak din" olduğunu görüyordum. Ve İslâm'ın tevhid inancının, yıllardır içimde beslediğim Allâh inancıyla ne kadar yakın olduğunu fark edince, hayretler içinde kaldım.

Ve ilk vurgun yediğim an!
Hanımlarla toplandığımız dersimizde dinlediğim bir âyet âdeta beni başka âlemlere götürüp, oradan da kendime getirmişti.

Bakara Sûresi'ndeki bu âyet, yahûdilerin inek kurban etmelerinden dolayı ilâhî emri sorgulamalarıyla ilgiliydi. Âyet beni öylesine sarsmıştı ki, Allâh karşısında çok büyük bir mahcûbiyet hissetmiştim.
Dersin ortasında sesli sesli ağlamaya başladım. Bütün dinlediğim sözlerin ötesinde, Kur'ân yalnızca âhenkli okunuşuyla öyle büyük bir mûcizeydi ki, kararmış gönülleri bile kıskıvrak yakalıyor, câzibesiyle kendine çekiyordu.

Aynı akşam, uyumadan önce, Allâh'tan bana yardımcı olmasını isteyerek rastgele Kur'ân-ı Kerîm'i açtım. İlk karşıma çıkan âyeti sesli sesli okumaya başladım:

"Peygambere indirileni dinledikleri zaman, âşinâ oldukları hakîkatlerden duygulanarak gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Onlar "Ey Rabbimiz, îmân ettik." derler. Sen de bizi hakka şahitlik eden mü'minlerle beraber yaz. Biz Rabbimiz'in bizi sâlihlerle beraber cennetine koymasına can atarken, Allâh'a ve hak olarak bize gelmiş olana niçin îmân etmeyelim. Bu sözlerinden dolayı Allâh onları altlarından ırmaklar akan cennetlerle mükâfatlandırdı." (Mâide, 83-85)


Âdetâ nutkum tutulmuştu. Allâh, kelâmı Kur'ân ile benimle konuşmuştu. Allâh Teâlâ'nın beni İslâm'a çağıran son mesajı buydu işte.


Kısa bir süre sonra Kelime-i Şehâdet getirerek müslüman olmuştum. Rûhumun özgürlüğe kavuştuğunu hissediyordum.


Yahûdilerin beni içlerine kabul etmek istemeyişlerinin aksine, müslüman kardeşler "Allâhu Ekber, Elhamdülillâh, Ehlen ve Sehlen" diyerek beni sevinçle karşıladılar.


Onlarla beraber olmak ve ümmetin içinde bir fert olduğumu düşünmek, kalbimi ve rûhumu ısıtıyor. Beni hidâyete erdirdiğinden dolayı âlemlerin Rabbine nihâyetsiz hamd ü senâlar olsun…


Ayşegül Zobi

Bizim yolumuz İman, İslâm ve Ahlâk-ı Muhammedî'yi aşılamaktan ibarettir.
Gâye: Rıza-î İlahîdir.
Vasiyetim olsun; tefrikaya düşmeyiniz. Kavmiyet gütmeyiniz. Ehli Sünnetin gayri olan yanlış yollara sapmayınız.

Ebu’l Faruk Süleyman Hilmi Silistrevi (K.S.)

Beni Bir Ben Bilirim, Birde Yaradan. Bana Bir Ben Lazımım, Birde Anlayan


FotoGaleriM
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
12-20-2006, 10:40 AM
Mesaj: #2
ahid Çevrimdışı
Kayıtlı Üye
*
Kayıtlı Üye
Mesajlar: 187
Katılım: Nov 2006
Karma Puanı: 326
Cvp: Bir Hidâyet Öyküsü
ALLAHU EKBER!ALLAHU EKBER!ALLAHU EKBER!Kardeşim Rabbim razı olsun bu paylaşımın için.İnş. bizde hakkyla iman edenlerden oluruz.Aimn.selametle

"HAKİKİ MÜ'MİNİN RUH DÜNYASINA KİMSE SAHİP OLAMAZ!)
İ.Gazali 'ra'
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
01-10-2007, 10:29 PM
Mesaj: #3
Askci01 Çevrimdışı
Kayıtlı Üye
*
Kayıtlı Üye
Mesajlar: 253
Katılım: Oct 2006
Karma Puanı: 54
Cvp: Bir Hidâyet Öyküsü
Bizim pazarımızda geçer tek akçedir gül.
Ümmi Sinan’ın deyi-şiyle:

Gül alıp gül satarlar
Gülü gül ile tartarlar
Gülden terazi tutarlar
Çarşı Pazar güldür gül”.
Gül içimize işlemiştir bizim. Bir gül medeniyetinin çocuklarıyız hepimiz. Gül’le yatarız akşamları ve gülle uyanırız sabahları. Geceleyin terlemişsek mutlaka gül kokarız. Bahçemizde renk renk güller vardır her mevsim. Kırmızı güller, beyaz güller, sarı hatta mavi güller... Mevlidlerde gül suyu ikram ederiz konuklarımıza gül kokulu lokumla birlikte. Nişanlarda gül şerbeti içeriz. Hastalarımızı gül şurubuna katılmış ilaçlarla tedavi ederiz. Sezai Karakoç’un deyimiyle gül kokusunu Hızır’ın fısıltısı sayarız biz, baharın salavatıdır gül bahçeleri çünkü.
Gökyüzünü seyrettiğimizde ışıl ışıl güller görürüz. Samanyolu’nun bir gül bahçesinden ne farkı vardır. Her gece elimizi bir yıldıza uzatır, aldığımız gülü annemize yahut bir sevdiğimize sunarız törenle. Bizim mahallemizde herkes böyle yapar. Gül gibi gülümseyen yüzüyle, gonca gibi açmış ruhuyla herkes birbirine gül hediye eder. Söze başlarken gülün adıyla başlarız, gülün adıyla kapatırız sohbetimizi. Birbirimize “gül” diye selam veririz.
Derelerimizde söğüt serinliği ile gül kokusu iç içedir hep. Bir kutlu yatak gibidir, içi gülle doldurulmuş yumuşacık döşek gibidir ovalarımız. Ovalarda anneler vardır, gözyaşları gül yaşları olan ve terlediğinde gül suyu kokan. Dünyanın bütün ülkelerine gül taşıyan evlatları onlar doğurmuştur. Gül kokan ve gül taşıyan bir nesil, onların armağanıdır yeryüzüne.
Gülün çocuklarıdır saygıyı hak eden insanlar. Üstüne gül yaprakları serpiştirilmiş örtü gibidir. Gül kokulu insanların yaşadığı evler. Su içtiğimiz kaplar gül renkli bakırla kaplanmıştır. Yemeklerimizi zeytinyağının yanı sıra gülyağıyla pişiririz. Susadığımızda gül şerbeti içeriz nedense. Bir şişenin içine gülün yapraklarını doldurur, sonra pencere kenarına sıralarız gül şişelerini. Çocuklar yaramazlık yaparken birbirlerine taş yerine gül atarlar bizim mahallede. Hatta kış olduğunda nedense gültopu oynarız, kartopu yerine. Ölülerimizi gül suyuyla yıkar, gül kokulu kefen bezine sararız. Başucuna bir gül ağacı dikeriz taş yerine. Beyaz gül çocuk yaşta iken öldüğüne işarettir. Kırmızıyı sevgilisine doyamadan ölmüş diye yorumlarız. Kim o sevgiliye doyabilmiştir ki sanki? Sarı yaşlanmış da öyle ölmüş demektir. Mavi evladının mürüvvetini göremeden giden annelerin mezarında açan gülün adıdır. Belki de ölünün “ellerine dokundurmak”, ona cenneti koklatabilmek içindir ektiğimiz güller, başucunda sürekli okunan Fatiha’dır, Yasin’dir, İhlas duasıdır öbek öbek güller.
Bir çocuk gördük mü boynu bükük ve yetim Aziz Mahmud Hüdai Hz. gibi sesleniriz ona:

“Gül ağlama gül bize
Ele diken gül bize
Gül olanın yüzünde
Gül açılır gül bize!”
Ve yüzünde güller açıverir de gülümsemeye başlar çocuk.

[Resim: salam83fb18fb1sqqm15ij.gif]
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
01-12-2007, 06:34 PM
Mesaj: #4
psychomax13 Çevrimdışı
veyselkeles
*
Kayıtlı Üye
Mesajlar: 872
Katılım: May 2006
Karma Puanı: 348
Cvp: Bir Hidâyet Öyküsü
allah razı olsun kardeşlerim!!

ben ben olalı...

benim gözümle dünya...
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
01-15-2007, 11:51 PM
Mesaj: #5
Askci01 Çevrimdışı
Kayıtlı Üye
*
Kayıtlı Üye
Mesajlar: 253
Katılım: Oct 2006
Karma Puanı: 54
Cvp: Bir Hidâyet Öyküsü
[Resim: normaln50ht.jpg]


[Resim: salam83fb18fb1sqqm15ij.gif]
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Mesaj Önizleme 


Benzer Konular...
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  Hidayet Parıltısı *ALEmDAR* 0 175 12-08-2006 03:44 PM
Son Mesaj: *ALEmDAR*

  • Yazdırılabilir Bir Versiyona Bak
  • Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
  • Bu konuya abone ol
Foruma Git:



Türkçe Çeviri: MyBB, Kodlayanlar MyBB © 2002-2009MyBB İletişim - Anasayfa - Basit Görünüm - RSS Tema *ALEmDAR*